Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

20 Şubat 2012 Pazartesi

Allah


بسم الله الرحمن الرحيم

«Eğer Allah, insanlara, hayrı çarçabuk istedikleri gibi, şerri de alelacele verseydi, onların hemen ecellerini getiriverirdi. Fakat bize kavuşmayı ummayanları kendi hallerine bırakırız da azgınlıkları içinde bocalayıp giderler.

If Allah were to hasten on for men the ill (that they have earned) as they would hasten on the good, their respite would already have expired. But We suffer those who look not for the meeting with Us to wander blindly on in their contumacy.”

((YÛNUS/11))

19 Şubat 2012 Pazar

Fetih 1453 SALON 9 SAAT 12:15


Fetih 1453…
SALON 9 SAAT 12:15 -ESPARK
1 Film; sancaktar üzerine yapılmış, cennet mekan fatih sultan mehmed han arka planda tutulmuş.
2 filme kıytırık bi aşk sahnesi yüzünden FATİH SULTAN MEHMED HAN’ın karakteri resmen kıytırık bir kız için YENMİŞ. Zannımca FATİH SULTAN MEHMED HAN’ı oynaması gereken karakter, Hasan-sancaktar-’ın kapıştığı adam olmalıydı. Dedim ya kıytırık bir kız için yemişler..
3 OSMANLININ EDEBİNİN AHLAKININ DEĞİL PADİŞAHLARI SANCAKTARI ASKERİ VE HERŞEYİYLE BİLİNDİĞİ HALDE FİLMDE bizim sancaktar, zina yapıyor! KÜFÜR ETTİM ORDA NE YALAN SÖYLEYİM.
4 SAVAŞ FİGÜRLERİ, DURUMLARI, GÜZEL YANSITILMIŞ.
5 Fatih Sultan Mehmed Han’ın babası sanki çocuklardan nefret edermiş gibi tanıtılmış çocuklara ilgi göstermiyormuş gibi..
6 Büyük top planı ve diğer planlar FATİH SULTAN MEHMED han’ın fikriyken, filmde büyük yanlışlık, meşhur topçunun fikri olarak lanse edilmiş..
7 Filmde yanlış hatırlamıyorsam ezan sesi yoktu hiç. Başlarda fetih suresini okuyan Sultan Murat vardı. Ve filmde sadece bir yerde namaz kıldılar.
8 Akşemseddin hzlerini oynayan kişiye çok güldüm. Abi o ne ya :) Beyaz tüller içinde konuşamıyor bir de :D AKŞEMSEDDİN HZ bu adamı kovalar dedim :D
9 Herkes padişahın elini öpüyor filmde, oysa bildiğim, eteğini öperlerdi !!!!
10 Kadınların giyimleri layıkıyla olmamış. MAHREMİYET SAYGISINA ÖZEN GÖSTERİLMEMİŞ VE AYRICA FİLMDE O TOPCUNUN KIZINA DA KÜFÜR ETTİM. SANCAKTAR HASANI DA REZİL ETTİLER ZATEN.
BEĞENDİĞİM ŞEY, FİKİR OLARAK FİLM YAPIMI GÜZEL AMA İÇERİKTE ÇOK BÜYÜK HATALAR VAR. İNCE DETAY OLARAK GÖRÜLEBİLİR AMA BU FİLMİ DÜNYA BEKLİYORDU ARKADAŞ!!!
AYASOFYADA FATİH SULTAN MEHMED HAN’IN NAMAZ KILIŞI YOK?
SAVAŞ ALANINI ÇOK BEĞENDİM.. GERÇEKTEN GÜZEL YAPMIŞLAR..
AMA EN BÜYÜK YANLIŞ NE OLURSA OLSUN FATİH SULTAN MEHMED HAN ARKA PLANDA OLSA BİLE YANLIŞ KARAKTER KULLANMIŞLAR. TABİİ FİLMİN GENELİ YANLIŞ KARAKTER ÜZERİNDE AMA :) ))
HER NEYSE İZLEYİN VE GÖRÜN CANLARIM :) ))
ÖPÜYORUM.. SEVDE YARDIMCI

18 Şubat 2012 Cumartesi

Ben Mevla’ma kul olamadım



Ben yanarım ben yanarım

Günahlarıma yanarım
Ben Mevla’ma kul olamadım
Onun için ağlarım
Bende olan bu günahı
Kaldıramaz dağlar, taşlar
Gözlerimden akar yaşlar
Gece, gündüz ağlarım
Ben yanarım ban yanarım
Günahlarıma yanarım
Ben Mevla’ya kul olamadım
Onun için ağlarım
Çünkü benim adım Ahmet
Yakışır mı bana zulmet
Rabbim sen bizleri affet
Onun için ağlarım
Ben yanarım ben yanarım
Günahlarıma yanarım
Ben Mevla’ma kul olamadım
Onun için yanarım.

İmamhatipliler


Bir adamın üzüm bahçesi varmış. Bir gün oğlu
Baba koş bahçeye hırsız girdi” demiş. Babası
Bişey olmaz oğlum bi salkım yer giderler” demiş.
Ertesi gün oğlu yine
Baba bahçeye hırsız girdi” demiş. Baba yine
Bişey olmaz bi salkım yer giderler” demiş.
Ertesi gün çocuk
Baba bahçeye imamhatipliler girdi” demiş.
Baba “koş oğlum koş, onlar sünnetlemeden gitmezler” demiş.. :)  ;)

12 Şubat 2012 Pazar

Rabbimiz


«Rabbimiz! bize peygamberlerine vaad ettiğini ver, kıyamet günü bizi rezil etme. Muhakkak sen verdiğin sözden dönmezsin».
(ÂLİ IMRÂN suresi 194. ayet)
Our Lord! And give us that which
Thou hast promised to us by Thy messengers.
Confound us not upon the Day of Resurrection.
Lo! Thou breakest not the tryst.
_____________________________________
رَبَّنَا وَاٰتِنَا مَا وَعَدْتَنَا عَلٰى رُسُلِكَ وَلَا تُخْزِنَا يَوْمَ الْقِيٰمَةِ اِنَّكَ لَا تُخْلِفُ الْمٖيعَادَ

11 Şubat 2012 Cumartesi

NASUH TÖVBESİ



 

Bir zamanlar, Nasuh adında bir adam vardı. Erkekliğini gizleyerek, kadınlar hamamında tellaklıkla geçinirdi. Yüzükadın yüzüne benzerdi. Köse olduğu için tüyleri de yoktu.Fakat şehveti çok güçlüydü.

Nasuh yıllarca tellaklık yaptı, kimse onun erkek olduğunun farkına varmadı. Çarşaf giyer, yüzüne peçe takardı. Şehvetinin azgınlığından hamamdaki işinden ayrılmazdı.
Padişahların kızlarını bile keseler, yıkardı. Yaptığı işin yanlış olduğunun farkındaydı. Zaman zaman tövbe eder, bu işten ayağını çekmek isterdi. Fakat kâfir nefsinin kadına olan düşkünlüğünden tövbesini tutamazdı.
Bir gün bir Allah dostunun huzuruna vardı. Ona, ”Dualarınızda beni de hatırla” diye yalvardı. Ârif zat onun durumuna vâkıf oldu. Sırrını açığa vurmadı. Tuhaf bir şekilde gülerek içinden, ”Kötü huylu ve kötü yaratılışlı kişi, yaptığın şeyden Allah sana tövbe nasip etsin” diye dua etti.
Nasuh, bir gün hamamda tasla su dökerken, padişahın kızlarından birinin kıymetli bir mücevheri kayboldu. Küpesindeki halkalardan biri olan bu mücevher, çok kıymetliydi. Hamamın kapıları sıkı sıkıya kapatıldı. Hamamdaki kadınlar, bohçaları, elbiseleri aranmaya başlandı. Bütün eşyalar aranmasına rağmen mücevher bulunamadı.
Bunun üzerine üstün körü aramayı bıraktılar, herkesin ağzını, kulağını, bedeninin her yerini aramaya başladılar. Biri, ”Genç, ihtiyar kim varsa anadan doğma soyunsun” diye bağırdı. Padişahın kızının hizmetçileri, değerli mücevheri bulmak için herkesi tek tek sırayla arıyorlardı.
Nasuh korkudan tenha bir yere çekildi. Yüzü sararmıştı. Dudakları titriyordu. Sırrının ortaya çıkması ölümü demekti. Ölüm korkusu her yanını sarmıştı. Kendi kendine, ‘Ey Allahım! Birçok defa tövbe ettim, söz verdim, hepsini bozdum. Tövbemi tutamadım. Eğer beni bu belâdan, rezil olmaktan kurtarırsan, sana söz veriyorum bir daha yapmayacağım” dedi.
Hamamda herkes aranmıştı. Aranma sırası Nasuh’a geldi Hizmetçinin, ”Ey Nasuh! Herkesi aradık. Sıra sende. Buraya gel” demesi üzerine, Nasuh kendinden geçti. Âdeta ruhu bedeninden uçtu. Aklı fikri gitti. Eli ayağı boşaldı. Varlığı boşalınca, Allah’ın yardımı yetişti. Mücevher bulundu diye bir ses geldi.
Nasuh’u aramaktan vazgeçtiler. Mücevher bulunduğu için herkes bayram ederken, sevinç nâraları hamamın kubbesini çınlattı. Nasuh tekrar kendine geldi. Bazıları yanına gelip,”Padişahın kızlarına hepimizden çok yakın olduğun için, en çok senden şüphelendik, zanda bulunduk, hakkını helâl et” dediler. Nasuh, ”Benden helâllik almanıza, özür dilemenize gerek yok.
Çünkü ben dünyada yaşayan insanların en günahkârıyım” dedi.
Sonra Cenâb-ı Hakk’a yönelerek, ”Yâ rabbi! Sana şükürler olsun. Ansızın beni gamdan kurtardın. Vücudumdaki her kılın bir dili olsa da şükretse, yine şükrünü yerine getiremez” diyerek şükrünü ifade etti.
Az sonra bir hizmetçi gelerek Nasuh’a, ”Padişahımızın kızı iltifat buyuruyor, seni çağırıyor. Biliyorsun senden başka bir tellağı, gönlü kabul etmez” dedi.
Nasuh, ”Elimi kaldıracak halim yok. Hasta olduğumu söyle. Koş bir başkasını bul” dedi.
Nasuh kendi kendine, ”Ben bir defa öldüm, tekrar dirildim ve dünyaya yenidengeldim. Gönlümdeki o korku, o acıyı nasıl unuturum? Artık canım tenimden ayrılmadıkça, tövbemi bozmam” dedi.
Hamamdan çıkıp gitti. Bir daha tövbesinden dönmedi.
***
Ey insanlar Cenâb-ı Hakk’a Nasuh tövbesiyle tövbe edin (Tahrîm Suresi 66/8).
M e v l a n a

sanırım gece

Bakıyorum dertlisin Leyla
..
Hayrola liman mı battı?
Cennet bilip tuttuğumuzu cehenneme attılar, hâlim iyi değil.
Neden?
Sırrı bu ya. Alem raks istiyor!
Oyun bu leyla..
Aşkın oyunla alakası yok!
Meşrebin zehr içmeye meyilli. Şerbeti tatmaya için zaman var
Eminliğin neden keskin bu kadar?
Unuttun mu benim sol cebimde cehennem var..
Çok mu sevdin abi?
Ne bileyim leyla'm
Ben sevdim!
Aynan güzel senin güzelim..
Sen ne zaman sevdin abi?
Gece
Anlamadım?
Ben gece sevdim hep. Ya sen?
Zaman kavramı gütmedim ki hiç
Meşrebinden olsa gerek
Senin meşrebin ne abi?
Gece.
Yani?
Cebimden fışkıran lavların küfrünü duyuyorum
Salla geç abi, oyun nasıl olsa..
Benim meşrebimde bu geçmez leyla'm
Hiç mi?
Hiç..
Unut o zaman?
Sen unutacak mısın ki?
Oyunda hile yaparım!
Beni cehennemimden sürgün ettirme leylam..
Mutlusun?
Sanırım.
Vazgeçer misin birgün?
Bilmem. Sence?
Üzerini kapat ve uyu.
Ne zaman?
Bu gece!..
Aşıklar ölmez leyla.. Söz bu gece..


Sy | Sanırım g e c e

Batılılar geldiklerinde


"Batılılar geldiklerinde 

ellerinde incil, 

bizim elimizde topraklarımız vardı. 

Bize gözlerimizi kapayarak 

dua etmeyi öğrettiler. 

Gözümüzü açtığımızda, 

bizim elimizde incil, 

onların elinde topraklarımız vardı."


Kenya Kurucu Devlet Başkanı
Jomo Kenyatta (1894-1978)

9 Şubat 2012 Perşembe


 

Haris el-A'ver anlatıyor: "Mescide uğramıştım, gördüm ki halk, zikri terkedip malayani/boş konuşma/ konulara dalmış, konuşuyor. Hz. Ali (radıyallahu anh)'ye çıkıp durumdan haberdar ettim. Bana:

-"Doğru mu söylüyorsun, öyle mi yapıyorlar?" dedi, Ben:

-"Ben Resulullah (aleyhissalatü vesselam)'ın şöyle söylediğini işittim:

-"Haberiniz olsun bir fitne çıkacak!" Ben hemen sordum:

-"Bundan kurtuluş yolu nedir Ey Allah'ın Resulü?" Buyurdu ki:

-"Allah'ın Kitabı (na uymak)dır. O'nda sizden önceki (milletlerin ahvaliyle ilgili) haber, sizden sonra (kıyamete kadar) gelecek fitneler ve kıyamet ahvali ile ilgili haberler mevcut. Ayrıca sizin aranızda (iman-küfür, taat-isyan, haram-helal vs. nevinden) cereyan edecek ahvalin de hükmü var. O, hak ile batılı ayırdeden ölçüdür. O'nda her şey ciddidir, gayesiz bir kelam yoktur. Kim akılsızlık edip, O'na inanmaz ve O'nunla amel etmezse, Allah onu helak eder. Kim O'nun dışında hidayet ararsa Allah onu saptırır. O Allah'ın sağlam ipidir. O, hikmetli olan zikirdir, O dosdoğru yoldur. O, kendine uyan hevaları kaymaktan, kendisini (kıraat eden) delilleri iltibastan korur. Alimler ona doyamazlar. Onun çokca tekrarı usanç vermez, tadını eksiltmez. İnsanı hayretlere düşüren mümtaz yönleri son bulmaz, tükenmez. O öyle bir kitaptır ki, cinler işittikleri zaman şöyle demekten kendilerini alamadılar: "Biz, hiç duyulmadık bir tilavet dinledik. Bu doğruya götürmektedir, biz onun (Allah kelamı olduğuna) inandık" (Cin, 1). Kim ondan haber getirirse doğru söyler. Kim onunla amel ederse ücrete mazhar olur. Kim onunla hüküm verirse adaletle hükmeder. Kim ona çağrılırsa, doğru yola çağrılmış olur. Ey A'ver, bu güzel kelimeleri öğren."


Tirmizi, Sevabu'l-Kur'an 14, 2908.